Ders Konuları

can, could

I can drive a car, but I can't fly an airplane.
A cat can climb a tree, but a dog can't.
Babies can't talk.
Birds can fly

Örneklerden "can" kelimesinin manasını tahmin edebildiniz mi? İngilizce olarak kendimizi ifade ederken, becerilerimizi anlatmak için can kelimesini kullanırız. Kullanımı sanki bir yardımcı fiil gibidir. "Can" kelimesini "mümkün" kelimesi anımsatır.

Can kullanımı : "Can" sözüğünün kullanımı her şahıs için aynıdır. Olumsuz yapmak için "can't" veya "cannot" kullanırız. Cannot biraz daha "resmi"bir ifadedir.

I cannot come to the park with you.
Süleyman can't whistle.
Convicts cannot go out of prison.

 

 

 

Soru haline getirmek için can'i cümlenin başına getiririz. Unutmayalım ki, yüklem olan fiil yalın halde kullanılmalıdır.

Can an elephant fly?
Can you give me Ali's phone number?
Can't you run faster?
Can't this car go faster??

 

 

 

Becerilerde can kullanımı : En sık olarak becerileri ifade eder.
I can ride a bicycle.
Ali can talk French.
The dog can dig a hole.
My little brother can't reach the top shelf of the bookcase.

 

 

 

Mümkün olan veya olmayan durumları ifade etmek için de kullanabiliriz.

 

I can help you with your maths homework. I am good at maths.
"Good at" bir öbektir. Ardından bir isim ile ya da "v-ing" formu ile kullanılır. Bahsedilen eylemde "iyi, başarılı" olunduğunu anlatır.
I can't lend you any money because I don't have much.

 

 

 

İhtimal bildirmek için "may" kullanımı daha yaygındır. Can ise, daha çok cümlede ihtimalin bir koşula bağlı olduğu gibi bir nüans varsa tercih edilir.

I can pick you up from the airport because I have a car.

 

 

 

İzinlerde can kullanımı : Bazen de izin istemek ve izin vermek için kullanırız:
Can I make a call with your phone?
Can my friend come over after school?
All students can go outside after the test.
You can't play with your friend after school.

 

 

 

"Can't" kelimesi ile ilgili bir diğer ilginç ayrıntı da, İngiliz ve Amerikan aksanları arasındaki farkı hissedeceğiniz ilk kelimelerden olmasıdır. İki bölgede birbirinden çok farklı söylenir. İngiliz aksanında daha kalın bir sesle "Kant" şeklinde, Amerikan aksanında ise "kent" şeklinde çok daha ince bir sesle söylenir.

 

 

 

"Could", modalı en çok can modalının past hali gibi kullanılır.

He couldn't talk when he was 15 months old.
I could run faster two years ago.

 

 

 

Bu sözcük izin istemek, nazik ricada bulunmak için "can" modalının biraz daha kibar hali olarak kullanılabilir.
Could I open the window?
Could you give me directions to the library?
Could you help me for a minute?
Could you explain this example to me?

 

 

 

Önerilerde could : Öneride bulunmak için de "could" sözcüğünü kullanabiliriz.

Let's go to the park.
We could go to the park.

He could have gone to the cinema. Instead, he came here.   (past)

 

 

 

Could, ihtimal de ifade edebilir. Olumsuz hali, imkansızlık bildirir.

-I need some help for my homework.
-You could ask your father for help, or you could phone a friend.

You could have asked your teacher earlier. (past)

 

-I am bored. What should I do?
-You could read a book, or you could go outside for a walk.

You could have visited a friend. (past)

 

 

That couldn't be true!
That car couldn't be his!
I believe it was an accident.

He couldn't have done it on purpose! (past)